Toll benzeri reseptörler
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Mehmet Akif Ersoy University
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Abstract
Description
Doğal bağışıklık polimorfnükleer lökosit, monosit,makrofaj, eozinofil granülosit, mast hücresi ve bazofil granülüsit gibiözelleşmiş hücrelerden ve moleküllerden meydana gelir. Mikrobiyal saldırılara karşıbu hücrelerin bazıları fagositoz yaparak inflamatuvar yanıtı başlatırlar ve organizmanınilk koruma hattını oluştururlar. Organizmada, bu inflamatuvar yanıta,kalıtımsal olarak aktarılan, patojen tanıyan reseptörlerin (PRR) uyarılması dakatkı verir. PRR’ler hem mikrobiyal patojenle ilişkili moleküler kalıpları(PAMP) tanırlar, hem de doku hasarı ve nekrotik hücre ölümü gibi stresfaktörleri altında kalan organizmanın kendisi tarafından salgılanan maddelereimmun reaksiyon gösterirler. PRR’ler birçok alt tipe ayrılır, bunlar içerisindeen iyi tanımlananlar Toll Benzeri Reseptörlerdir (Toll Like Receptors, TLR).İnsanlarda 10 (TLR1–TLR10), farelerde ise 12 (TLR1–TLR9, TLR11–TLR13) farklıTLR tanımlanmıştır. TLR’ler hücre yüzeyine veya endozom, lizozom, endolizozom gibihücre içi kompartımanlara lokalize olurlar. Bu moleküller makrofaj ve dendritikhücreler gibi immun sistem hücrelerinin yanında fibroblast ve epitel hücrelerigibi immun sistem dışındaki hücrelerde de eksprese edilebilir. TLR’lerkendileriyle homodimer şeklinde veya koreseptörleri ve aksesuar molekülleriyleheterodimer oluştururlar. Hücre yüzeyinde bulunan TLR’ler öncellikle lipid,lipoprotein, protein gibi mikrobiyal membran bileşenlerini tanırlar. Bunakarşın hücre içindeki TLR’ler bakteri ve virüs orjinli nükleik asitlerialgılarlar. Ayrıca vücudun kendi nükleik asitlerini tanıyıp otoimmunhastalıklara neden olabilirler.TLR’ler organizmada hemen hemen bütün sistemlerdeimmun sistem hücreleri ile birlikte diğer bazı hücrelerde ekspresyon gösterirler.Son yıllarda yapılan çalışmalarla, kanser ve otoimmun hastalıklarınpatogenezinde TLR’lerin rolü olduğu gösterilmiştir. İlerleyen yıllarda bureseptörlere karşı kullanılan agonist veya antogonistlerin belirtilenhastalıkların sağaltımında faydalı olabileceği düşünülmektedir.